ABD’nin Atlanta eyaletinde yayımlanan “Atlanta Jewish Times” adlı gazetenin sahibi ve genel yayın yönetmeni Andrew Adler, İran sorununa çözüm buldu.[1]
“İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mossad’ın tetikçilerine emir versin, ABD Başkanı Barack Obama bir suikastla öldürülsün!”
Bakınız Mark Twain bir zamanlar ne demiş:” “Das Glück klopft an der Tür jedes Menschen, aber in vielen Faellen ist der Mensch gerade irgendwo in der Nachbarschaft und hört das Klopfen nicht.”
Tercümesi:
“Şans her insanın kapısını çalar, ama bir durumlarda insan o anda komşudadırve kapının vurulduğunu duymaz.”
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu,Fransa'nın 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının inkârını suç sayan yasayı kabul etmesi ve buna Avrupa Birliğinin sessiz kalması karşısında ürkekliğini,şaşkınlığını,pişkinliğini,"Şimdi Fransa'nın aldığı böyle bir kararı biz alsaydık Avrupa'dan kaç kınama gelirdi bir düşünün.Oysa bir tepki bile yok.İşte bu AB'nin,Avrupa'nın iki yüzlülüğüdür.Bu iki yüzlülüğü yüzlerine vurmak lâzım" ifadesiyle açıklıyor!
Hepimizin çok yakından bildiği Adnan Oktar Hoca`nın da A9TV adlı bir televizyonu olduğunu, eksik olmasın, facebook`tan ve you tube`den öğrenmiş olduk. Kendi televizyonunda müritlerine dini öğütler veriyor. Konuşmasında laf arası durmadan “Maşallah maşallah” diyor. Sadece o mu? programı sunan ve davet edilenler de aynı tümceyi tekrarlayıp duruyorlar. Allan nazardan saklasın, krandaki müritleri birbirinden güzel mi güzel!.. “Maşallah maşallah” demeyelim de ne diyelim?!
Sevgili okuyucularım, Masonluk ilginç bir dünyadır. Ya da dışarıda olanlara öyle görünür. Pek çok şeyi gizli tutulur, loca toplantılarında özel giysiler giyilir, ilginç törenleri vardır, ast üst ilişkileri sağlamdır.
Masonlar kıdem sırasına göre rütbe kazanır ve her rütbenin ayrı simgeleri, bize yabancı gelen ayrı unvanları vardır.
Bildiğim kadarıyla masonların en büyük özelliği, Tanrı’ya inanırlar. Onu “Evrenin ulu mimarı” olarak adlandırırlar. İçlerinde din ayırımı yapılmaz. Tanrı’ya ve belli ilkelere inanan herkes, çeşitli soruşturmalardan geçtikten sonra mason olabilir.
Emperyalizmin sahnesinde kuklalar çok renkli ve çok seslidir. Lâkin iplerin ucu hep kuklacının elinde olmak şartıyla!…
İnsan hakları, çevrecilik, feminizm, kadın hakları, çocuk hakları gibi insanların bir araya gelerek gösterecekleri muhalefet hareketlerini de emperyalizm denetlemenin peşindedir. Şöyle ki “Muhalif olunacaksa onu da ben yapar ve/veya yaptırırım” anlayışı ile dernekler, vakıflar kurar veya kurulu yapıları para desteğiyle denetler. Bu iş için oyunlar, skeçler, sokak gösterileri sahneletir.
AB İran’a petrol ambargosu kararı aldı. Ambargo konusunda AB, İran’ı destekleyen ve yoğun petrol alımı yapan Hindistan’ı ve Çin’i iknaya çalışıyor.
İran ise; Hürmüz boğazını kapatacağını açıkladı. İran Petrol ihracının yüzde 20 sini Avrupa’ya yapıyor. Türkiye petrol ihtiyacının yüzde 30 unu İran’dan sağlıyor.
Sevgili okuyucularım, Fransız Senatosu Ermeni tasarısını kabul etti. “Türkler Ermeni soykırımı yapmamıştır! diyen ve yazan herkes para ve hapis cezası alacak. Eyvah, şimdi biz ne yapacağız! Dünyanın sonu mu geldi!..
Tayyip daha önceden açıklamış, tasarı kabul edildiği takdirde bir daha Fransa’ya gitmeyeceğini söylemişti.
24 Ocak… Şöyle bir yoklayalım belleğimizi… Kaç olay hatırlarız?
24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları’nın açıklanması… Bu açıklamayı yapan dönemin Başbakan’ı Süleyman Demirel biliyor muydu acaba böylesi bir tasarrufun demokratik bir toplumda, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin var olduğu bir ülkede hayata geçmesinin zordan da öte bir zorluk olduğunu?
Sevgili okuyucularım, Türkiye’de aslında gerçek anlamda bir komedi oynanıyor. Bunu görenler, bilenler var ama görmek ve bilmek istemeyenler de var. Türk milletinin beyni her gün korkunç bir medya bombardımanı altında yıkanıyor.
Ne kadar yalan, yanlış haber varsa millete pompalanıyor ve yiyen yiyor!..
Güzel ülkemizin gerçek vatansever ve gerçekkuvvacılarından birisi olan değerli UĞUR MUMCU’yu, haince ve gaddarca saldırısonucu kaybedişimizin 19. yılında, sevgi ve saygıyla anıyoruz.
Saygıdeğer Uğur Mumcu, bir araştırmacıgazeteci olarak, sanki kendi yaşamının bir özeti sayılan BİLGİ SAHİBİ OLMADAN, FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ özdeyişinibizlere armağan etmiştir.
Sevgili okuyucularım, Hasdal askeri cezaevinde Balyoz davasından tutuklu olan Hava Pilot Tuğgeneral Erhan Pamuk’tan aldığım mektup, içimi yine kararttı. Kendisini hiç tanımıyorum. İsmini bu dava kapsamında gazetelerde okumuştum.
Bir yandan Soykırım iddiaları, bir yandan Fransa’da oylama, bir yanda Dink le ilgili verilen karara gösterilen tepkiler, hepsi bir planın parçalarıdır.
Soykırım iddiaları altında Ermenilere emlak verme ve Türkiye’yi tazminat ödemeye zemin hazırlama çalışmaları her alanda sürdürülüyor.
Sevgili okuyucularım, Türkiye’de çok, ama çok ilginç insanlarla yüz yüze geliyoruz. Bunlar dönemine göre davranan, dönemine uygun konuşan tipler! Geçmişte yaptıkları ve yazdıkları unutulduğu için, meydanı boş bulunca sallıyorlar.
12 Eylül 1980 darbesi olduğunda, pek çok siyasetçi gibi köşe yazarları da darbeye alkış tutuyordu:
Gerçekten Ankara çok soğuktu o sabah. Başkent kışlarının gri ve bulutlu havasıyla çelişkili bir güneş, bu griliği yarmaktan çok sanki bir yiğit yolcuyu kucaklamak istercesine parlıyordu gök yüzünde.
Camlar, sular, yollar buz tutmuştu zemherinin ayazında..
Sevgili okuyucularım, Balyoz davasının bir numaralı sanığı, “Darbeci-terörist (!)” emekli orgeneral Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan, yaşadıklarını ve kendilerine yaşatılanları kitap yaptı. Ortaya muhteşem, dört dörtlük bir eser çıktı.
Türkiye, emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı verilerek kurulmuş bir
ulus devlettir. 1939’dan sonra Kemalist Devrim’de objektif ve sübjektif
şartlar gereği geriye dönüş başlamıştır. Bugün gelinen noktada yarı
feodal ve yarı sömürgedir. Anayasa değişikliği dayatmasıyla federasyon
üzerinden ulus devlet yıkılmaya çalışılmaktadır.
İstiklal Caddesi Deva Çıkmazı No:7/5
Beyoğlu-İstanbul
Televizyon kanalınızda sürekli program yaptırdığınız Mete Akıncı, İnternette kendi Facebook sayfasında, 07 Ocak 2012 tarihinde, benimle ilgili şunları yazıp yayınladı:
Bir taraftan Türk'ün milli benliğine, milli bayramlarına
857-864-1041-1071 rakımlı tepede, "ince ayar" yapılmakta, diğer taraftan
ise "sivil anayasa" çalışmaları, saman altından yürütülmektedir.
Senelerdir "864 rakımlı tepe" şeklinde betimlediğimiz
Çankaya için de gördüğünüz gibi çeşitli rakamlar ortaya atılmıştır.
Rakımı ne olursa olsun, o tepe bizler için hiç değişmeyecek bir tanıma
sahiptir. Atatürk'ün Çankaya'sı....